Yıl 2030..Çok çok uzak bir galakside...

Yıl 2030… Herhangi bir akşam…
Aile için sıradan bir akşam. Bütün bireyler olmaları gereken yerde, kendilerini evlerinde hissettikleri yerdeler. Evin nerede veya kaç oda kaç salon olduğunun bir önemi yok. Her şey olması gerektiği gibi. Her şey çok güzel olacaktı. Ki oldu da.
Baba “serdar” işten döndü, yorgun ama huzurlu. Bütün gün iş yerinde çektiği stresten emare kalmadı. Küçük bebeğini gördüğü an unuttu her şeyi. Anne “gizem” bütün gün koşturdu, yorgun ama gururlu. “İnsan hayattan başka ne ister ki.” En büyük çocukları ece okuldan geldi, kardeşine sonsuz bir sevgiyle sarıldıktan sonra anne babasına teşekkür edercesine baktı. En küçük cem, o pek bir şey yapmadı. Daha olayların farkında değil.
Yemek hazırlandı. Ailenin en büyük kurallarından biri; yemek hep birlik yenilecek, Herkes yemeğe odaklanmış iken ece sessizliği bozan kişi oldu
“ Baba annem ile nasıl tanıştınız?”
“ Gizem bak bu kız bu aralar çok yabancı dizi izliyor he. Bu arada şu mal Ted hala tanışamadı dimi şu hatunla?”
“ Yok baba tanışamadı, en son sağ baldırını görebildik kadının o kadar…”
“ Yuh 25 sezon oldu be!”
“ Ted’i boşver baba nasıl tanıştınız hadi anlatsana...”
“ pekala anlatalım bakalım. Yıllardan 2010. Çok çok uzak bir galakside…”
“ baba yaa.”
“ tamam tamam annesi kılıklı! Yıllardan 2010. O sıralar ben kendimi çok yalnız hissediyorum. Böyle hayatımda tık yok anlayacağın kızım.”
“ anlamadım baba”
“ ilerde anlarsın kızım. Bizim mahallede bir cemil abi vardı. Ben gittim buna durumumu anlattım. O da beni aldı, karaköye doğru yola koyulduk. İşte ilk orada gördüm kızım anneni.”
“ Aaa! Anne siz karaköyde mi oturuyordunuz o zaman?”
“ Yok kızım bu baban gene dalga geçiyor seninle.”
“ Seni o hayattan çıkarırken böyle konuşmuyordunuz ama gizem hanim!”
“ Salak!! Senin bu baban salak kızım”
“ tamam bu sondu. Gerçek hikayeyi dinlemeye hazır mıyız he millet”
“ heyooo. Cemde gaza geldi baba bak”
“ yıl 2010. Bir kış sabahı. Ben üniversitedeyim o zamanlar annenin okulda ilk seneleri. Ben son senemdeyim. Sevgili bulamadım diye kuruntular içerisindeyim ki senin bu tarz kuruntulara hiç ihtiyacın olmayacak kızım. Önce okulunu bitireceksin sen.”
“ demek ki erkek arkadaşı babaya anlatmak yok. Tansu konusunu babaya açma. Not edildi” diye düşündü ece. Hafif meşrep ece, oynak ece, bu doğrultuda bir çok sıfatla tamlanabilen ece…örnek olarak kaltak, yosma, zilli, şıllık…
Ve baba devam eder…
“ bahar döneminin başlarıydı. Biz tabi ev arkadaşlarım ve ben rahat moddayız. Vizelere daha çok var. Yaymışız anlayacağın. Sabahlara kadar oturuyoruz.”
“ bir saniye baba!. Sen benim yaşımdayken sabahlara kadar oturuyordun ama ben saat 11 oldumu yatmak zorundayım. Bir daha fener maçı varken yatır beni bak yatırabiliyormusun!”
“ hanım biz nerde yanlış yaptık ta bu kız fenerbahçe manyağı oldu”
“ annesine çekmiş güzel kızım benim.”
“ izin verinde hikayemi bitireyim he pis fenerliler.”
“ buyurun sayın cinconlu. Baba hala Saraçoğlunda galibiyetiniz yok ve sen hala cimbomu tutuyorsun ya helal sana.”
“ bu sene alacağız kızım. Hem sen babanla nasıl konuşuyorsun bakayım öyle.”
“ pardon hacı. Saygılar buyurun devam edin lütfen”.
“ ne anlatıyordum ben? Kafa bırakmadınız adamda!”
“ neyse baba işin romantikliği kaçtı. Sonraki blog girdisinde anlatırsın artık.”
“ hiştt kız sen nerden biliyorsun bakayım romantik filan. Okulda asılan birimi var yoksa.”
“ Tansu gel kurtar beni!”.
“ yok babacım öyle biri yaa…”

to be continued...

0 yorum: